Yazarlar

PARAN VARSA OĞLUNUN, GÜCÜN VARSA KIZININ YANINA

Doç. Dr. Nebahat Gülcü BULUT

PARAN VARSA OĞLUNUN, GÜCÜN VARSA KIZININ YANINA

    Geçenlerde yolda karşılaştığımız bir teyze ile ayaküstü sohbet ettik. Torununa baktığını, 5+1 tabir edilen büyük bir evde oturduklarını söyledi. Ve beni uzun süre düşündüren şu sözleri sarf etti: ‘Eğer maaşın varsa oğlanın, eğer takatin varsa kızın yanında kalırsın’. Sözlerini şöyle sürdürdü: ‘Benim maaşım da var torun bakacak gücüm de Allah’a şükür. Kızımın bana şu an ihtiyacı var yanındayım,  inşallah bir gün benim de birine ihtiyacım olduğunda onlar benim yanımda olurlar’.

    Bu teyzenin sözleri, yaşlı insana yaklaşımın toplumumuzdaki değişimini en veciz şekilde ifade eden sözlerdi aslında. Tarım toplumunda baştacı edilen büyükler, sanayi toplumuna geçiş sürecinde faydacı bir yaklaşımla yeniden ele alınmış ve eğer yararlanılacak bir değeri varsa kıymet verilir hale gelmiştir. Toplumumuzda genellikle aile büyüklerine erkek evladın bakması benimsenmiştir. Ancak geçim şartları zorlaştıkça, aile büyükleri çocukları arasında bir külfet olarak görülmeye başlamıştır. Eğer bakıma ihtiyacı olan yaşlı oğlu ile yaşayacak ise genellikle kocasından kalmış olan 3 aylık maaşını oğluna vermesi beklenmekte, bu katkısı sayesinde o ailede kalmaya devam edebilmektedir. Oğlu ile ilgili bir problem var ise pek arzu edilmemekle birlikte bu kez kız evladı ile hayatını sürdürmekte ancak bu kez maddi olarak eve katkı sağlanması tek başına gerekli veya şart olmamakla birlikte, torun bakma, bahçe bağ işi yapma, hayvan bakma gibi daha özellikli bir işle meşgul olması gerekmektedir. Hem kız hem de erkek evladı çalışmakta olan bir büyüğün ise bakıma ihtiyaç duyduğunda ne yapacağı  meçhuldür. Ya zor şartlar altında kendi evinde yaşamaya çalışmakta veya huzurevleri gibi kurumlara geçmektedir.

    Külfeti hafifletmenin şimdilik en kestirme yolu yaşlılara kendi adlarına verilecek maddi destek sağlanması gibi görülmektedir. Ancak maddi desteğin yeterli olmadığı durumlarda veya yaşlının kendisi arzu ettiğinde bakımını üstlenecek kurum sayısı çok azdır. Komşu ilçelerimizden Ereğli’de güzel bir örnek vardır ancak bakım kurumlarının bazılarının sadece yatalak olmayan, kendi kendine yeten yaşlılara bakma gibi kısıtlamaları vardır.

    Yurtdışında yaşlı bakımı konusunda rastladığım birkaç modelden bahsetmek istiyorum. Bazı şehirlerde genellikle zengin kesimlerde yaşlılar için içinde her türlü sosyal imkanı olan siteler inşa edilmişti. Bazı bölgelerde -ki bunlar çoğunlukla orta gelir düzeyinde kesimlere hitap ediyordu- ise daha çok mahalle tarzında diyebileceğim, isteyenlerin cüzi ücretlerle satın alabileceği veya kirada oturabileceği sosyal konutlardan oluşan yerleşim yerleri yapılmıştı. Evlerde istenirse yemek vs yapılmasını sağlayacak düzenlemeler vardı, isteyenler ise kupon karşılığı mahalle yemekhanesinde yiyebiliyordu. Hasta olanlar için yemek evlere servis ediliyordu.

    Nüfusumuzun yaşlı kesimi gelecek yıllarda daha da artacak. Devlet politikaları ise çalışan kadın sayısının artırılması yönünde teşvik ediliyor. Bu iki veriye bakınca gelecekte aile büyüklerinin akıbeti, barınma ve bakım hizmetlerinin nasıl yapılacağı bir sorun olarak beliriyor. Toplumun yaşlılara bakışında çok beklenmedik bir değişim olmadığı ve bugünki durumun katlanarak artacağı kabul edilir ise yaşlılar için farklı barınma ve bakım formülleri geliştirilmesi mecburidir.

     

    İletişim: gulcune@yahoo.com.tr

     

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları